evrimteorisi.info
KURAN MEALI YAZAR HAKKINDA DIGER SITELER E-MAIL

 

ALLAH'A GÖNÜLDEN BAĞLANARAK YÖNELMEK

Rabbimiz, "'Gönülden katıksız bağlılar' olarak, O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın." (Rum Suresi, 31) ayetiyle inananlara gerçek imanın nasıl olması gerektiğini bildirmiştir. Yine bir başka ayetteki "… Bana 'gönülden-katıksız olarak yönelenin' yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana’dır, böylece Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim." (Lokman Suresi, 15) sözleriyle de, Allah  doğru yolun, bu ahlakı yaşayan insanların yolu olduğunu hatırlatmıştır.

Allah'a gönülden bağlanmak, her ne şart altında olursa olsun, Rabbimiz'e olan iman, bağlılık ve sadakatten vazgeçemeyecek kadar çok sevmek ve O’na karşı haşyet dolu bir korku duymaktır. Allah'a, O'nun razı olmayacağı bir tavır göstermekten içi titreyerek korkacak ve şiddetle kaçınacak kadar büyük bir saygı ile inanmaktır. Allah'a bu şekilde gönülden bağlanan insan, ihlası da kazanmış olur. Allah'a karşı böyle güçlü bir inanç ve bağlılığı olan kişi, hem ibadetlerinde hem de Allah'ın rızasını gözeterek yaptığı diğer tüm işlerinde ihlas ve samimiyetle hareket eder. Bu samimiyetleri dolayısıyla Kuran'da müminlerin 'Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlanan kimseler' (Hud Suresi, 23) oldukları bildirilmiş ve cennetle müjdelenmişlerdir.

Allah  müminlerin, Kuran'da bildirilen emir ve ibadetleri Allah'a karşı gönülden bir boyun eğicilikle yerine getirmelerini bildirmiştir. "'Gönülden katıksız bağlılar' olarak, O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın." (Rum Suresi, 31) ayetiyle Allah, iman edenleri bütün ibadetlerinde ihlasa ve teslimiyete çağırmıştır. Bir başka ayette ise Allah kendisine gönülden itaat eden, emirlerini teslimiyetle yerine getiren kimselere ecirlerini iki kat vereceğini şöyle müjdelemiştir:

Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden - itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır. (Ahzab Suresi, 31)

Müminlerin "Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir" (Al-i İmran Suresi, 17) ayetiyle de bildirilen bu özellikleri, Rabbimiz'in kullarına uyarıcı olarak gönderdiği elçilerinde en güzel örneklerle tecelli etmektedir. Kuran'da elçilerin gönülden Allah'a yönelen, ihlas sahibi kullar oldukları pek çok ayette bildirilmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
"Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi." (Nahl Suresi, 120)

"Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla. Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi. (Hud Suresi, 75)

İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim Suresi, 12)




Bu ahlakı yaşayan müminler 'Allah'a derin bir saygı göstererek’ iman ederler. Allah'ın yüceliğini ve gücünü kavramış olmaktan dolayı O'na karşı derin bir sevgi, içli bir saygı ve korku duyarlar. Rabbimiz’e böyle derin bir saygı ve korku ile bağlanan kimseler, Allah (cc)'ın rızasını kazanmayı hiçbir dünyevi çıkar ya da menfaate değişmezler. Çünkü ihlas, dünya üzerindeki küçük büyük hiçbir menfaatin, Rabbimiz'in rızasını kazanmaktan ve O'nun emirlerini yerine getirmekten daha önemli olmadığını bilmektir. Kuran'da "... Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar..." (Al-i İmran Suresi, 199) ayetiyle salih müminlerin bu özelliği hatırlatılmıştır.

Müminler, hangi şartlar altında olurlarsa olsunlar, yaşadıkları bu derin iman dolayısıyla Kuran ahlakını yaşama konusunda hiçbir şekilde taviz vermezler. Çünkü içlerinde Rabbimiz'e karşı duydukları saygı dolu korku ve derin bağlılık, Allah'ın beğenmeyeceği bir tavır gösterilmesini kesin olarak engeller. Aynı şekilde Allah'ın razı olacağını bildirdiği ahlakı eksiksiz olarak yaşama konusunda da büyük bir şevk ve azim ile hareket etmelerini sağlar. Allah'ın rızasını kazanabilmek için sürekli olarak hayırlarda yarışırlar. Rabbimiz'in rızasına, rahmetine ve cennetine kavuşmak için –güçlerinin ve imkanlarının elverdiği ölçüde- sürekli bir çaba içindedirler.

TAM BİR TESLİMİYETLE ALLAH'A YÖNELMEK


İman edenlerin tam bir teslimiyetle Allah'a yönelmeleri, Allah'a kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlanmaları doğru yola iletilmenin sırrıdır. Allah'a iman eden ve ahiretten korkan bir müminin dünyaya yönelik bir hırsı yoktur. Tek amacı Allah'ı razı etmektir. Bu sebeple, bir mümin her tutum ve davranışında Allah'a yönelir, Allah'ın kendisini denediğini bilerek, her olayda Allah'ın kendisi için yazdığı kadere tabi olur. Allah Kendisi'ne teslim olanların doğru yola iletileceğini şu şekilde bildirmiştir:
Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir. (Al-i İmran Suresi, 101)
O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir. (Şura Suresi, 13)